Read More

Mimply dummy text of the printing typesetting ipsum
dolor onsecte dipiscing.

We Take Care Of Your
Healthy Health

Prof. Dr. Evren SÜER

Üroloji Uzmanı

Read More

Mimply dummy text of the printing typesetting ipsum
dolor onsecte dipiscing.

We Take Care Of Your
Healthy Health

Prostat Kanseri

tanısında yeni gelişmeler nelerdir ?

Prof. Dr. Evren SÜER tarafından gerçekleştirilen
üroonkolojik cerrahi videolarına buradan ulaşabilirsiniz.

Üroonkolojik

Cerrahi Videoları

ÜRogenital SİSTEM kanserleri

SIK SORULAN SORULAR

Prostat kanseri lokal (prostat sınırlı) tanı aldığı durumlarda tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu aşamada hastaya önerilebilecek seçenekler bulunmaktadır. Cerrahi (Radikal Prostatektomi) ve ışın tedavisi (Radyoterapi ) iki ana tedavi yöntemini olarak karşımıza çıkmaktadır. Cerrahi`nin avantajı organın tamamen çıkartılıp bölgesel kontrolün sağlanması ve kesin patolojik bilgi sahibi olma imkanıdır. Işın tedavisi ise özellikle cerrahi olmak istemeyen veya olamayacak hastalarda uygun olan yaklaşımdır. Fokal tedaviler (Hedeflenmiş) ise kullanımı gitgide artan ancak sınırlı sayıda hastada kullanılabilecek tedavi yöntemleridir.

De meest voorkomende aandoening die wordt behandeld met Cialis (tadalafil) is erectiestoornissen. Je kunt Cialis kopen zonder recept bij een online apotheek met snelle levering in Nederland tegen de beste prijs.

PSA ve parmakla yapılan prostat muayenesi taramanın temelini oluşturmaktadır. Tarama ile amaçlanan , toplumda sık olarak izlenen bir hastalığın erken dönemde saptanması ve tedavi edilmesidir. Prostat kanseri taraması ile prostat kanseri tanısı anlamlı olarak artmış ve prostat kanseri erken evrede yakalanmaya başlanmıştır. Bu aşamada prostat kanseri tedavi edilebilir bir hastalıktır. 50 yaşından sonra her erkek yılda 1 defa PSA ve muayene edilmelidir. Ailesinde prostat kanseri olanlarda taramaya 45 yaşında başlanmalıdır. Tarama ideal olarak yıllık yapılmalı, daha sık yapılacak taramaların hastaya herhangi bir faydası olmayacaktır.

Son 10 yıl içinde prostat kanseri görüntülemesinde ciddi gelişmeler izlenmiştir. İki gelişme klinik pratiğimizde anlamlı değişime yol açmıştır. Manyetik rezonans (MR) görüntülemeler prostat kanserinin tanı aşamasında kullanılmakta, uygulanacak biyopsi (parça alma) işleminin etkinliğini arttırmaktadır. Diğer bir yeni görüntüleme yöntemi ise PSMA –PET/BT denilen görüntüleme yöntemidir. Bu yöntem tanı almış prostat kanserinin evresini daha doğru olarak belirlemekte ve tedavi sonrası nüks (tekrarlama ) izlenen hastalarda nüksün yerini daha kesin olarak göstermektedir.

Sistoskopi en önemli tanı aracıdır, mesane özel bir ekipman kullanılarak direk görüş ile görsel incelenmektedir. Lokal anestezi veya hafif bir sedasyonla uygulanabilmesi önemli bir avantajdır. Özellikle fleksible (eğilip bükülebilir) sistoskop adı verilen alet ile lokal anestezi (idrar giriş yolunun uyuşturulması) altında ağrısız olarak uygulanabilmektedir.

Hasta genellikle işlemden sonra aynı gün gidebilir. Rijid(Metal) sistokoplar ise sedasyon anestezisi ile uygulanır. Sistoskopi sırasında şüpheli olarak düşünülen dokulardan biyopsi(parça) alınır. Eğer bir kitle görünümü varsa kitlenin tamamı eş zamanlı alınarak incelenmek üzere patolojiye gönderilir. Sistoskopi öncesi yapılmış testlerde (özellikle ultrason) mesane içerisinde kitle görünümü izleniyorsa, yapılacak sistoskopi öncesi hastaya bilgi verilerek hem mesane kanseri açısından kesin tanı hemde eş zamanlı tedavi olanağı sağlanabilmektedir. Sistoskopi ve biyopsi yapılmadan mesane kanserinin kesin tanısı konulamaz. Patolojiye gönderilmek üzere alınan şüpheli doku yada kitlenin incelenmesi sonucunda yukarı da anlatılmış olan mesane kanserinin alt tipi, agresif bir tür olup olmadığı (derecesi) ve yayılımı konusunda bilgi sağlanır. Bu sonuçlar ile mesane kanserinin evrelendirilmesi yapılmış olur ve başka organlara yayılma hızı, riski, buna bağlı uygulanacak takip ve tedavi seçimi belirlenir.

Robotik cerrahi yaklaşık olarak 20 yıldır uygulanmaya başlanmış olan, cerrahın bir panel üzerinden robot kollarını kullanarak yaptıkları cerrahinin adına denir. Günümüzde özellikle üroloji uzmanları tarafından sıkça uygulanmaktadır. Standart olarak uygulanan açık cerrahi ile onkolojik olarak herhangi bir farkı bulunmamaktadır. Robotik cerrahi olacak hastaların bu yöntemle sağlayacağı avantajlar ;  Daha küçük kesi, Daha az kanama, Ağrıda azalma, Erken iyileşme

Böbrek tümörleri genellikle geç dönemde şikayet ile tanı almaktadır. Bu şikayetler yan ağrısı, idrardan kan gelmesi ve karında kitledir. Ancak günümüzde özellikle görüntüleme yöntemlerinin yaygınlaşması sonucu erken evrede tanı oranları artmaktadır. Birçok hasta başka bir sebepten tetkik edilirken ultrasonografi veya tomografi ile tanı almaktadır. Bu nedenle günümüzde böbrek tümörleri küçük boyutlarda izlenmektedir. Küçük boyutta saptanan tümörler cerrahi ile yüksek oranda tedavi olabilmekte ve böbreğin korunmasına imkan sağlamaktadır.

Açık cerrahi ile yapılabilen kanser cerrahilerinin birçoğu robot yardımlı olarak da başarılı olarak uygulanabilir. Bazı cerrahilere aşağıda değinilmiştir.

– Prostat kanserinde uygulanan Robotik Radikal Prostatektomi ameliyatı artık dünya genelinde çok sık ve başarılı olarak uygulanmaktadır. ABD`de prostat kanseri cerrahilerinin %90`dan fazlası robotik olarak uygulanmaktadır
– Böbrek tümörlerinde uygulanan Robotik Parsiyel Nefrektomi ameliyatı hastalarda lomber (yan) kesi uygulanmadan cerrahinin gerçekleştirilmesini sağlamaktadır. Bu sayede iyileşme hızlı olmakta, ağrı daha az izlenmekte ve kesi yeri fıtığı gelişmemektedir
– Mesane kanserlerinde uygulanan Robotik Radikal Sistektomi ameliyatı ile açık cerrahiye gore belirgin avantajlar elde edilmektedir. Hastada erken iyileşme, daha hızlı ayağa kalkma ve daha küçük kesi bunlardan bazılarıdır.

Mesane kanseri dünya genelinde erkeklerde 4., kadınlarda ise 11. sırada tespit edilen kanserlerdir. Özellikle tütün ürünleri ve mesleki ajan maruziyeti (boya, plastik, ilaç sanayi vb) ana etkenlerdir. Günümüzde kadınların bu etkenlere daha çok maruz kalması nedeni ile kadınlarda mesane kanseri sıklığı artmaktadır. Hastalığın ana şikayeti idrarda ağrısız pıhtılı kanama olup, bu şikayeti olan hastaların üroloji uzmanına başvurmaları gerekmektedir.

Ürolojik kanserlerin cerrahisi sonrası takip olmazsa olmazdır. Cerrahiyi gerçekleştiren hekim hastayı takip etmekle yükümlüdür. Bu takiplerde üroloğa Radyasyon onkoloğu, Medikal Onkolog ve Nükleer tıp uzmanı eşlik edebilir. Takip işleminin sıklığı ve takipte kullanılacak yöntemler kanser tipine gore değişim göstermektedir. Cerrahi sonrası tekrarlama (nüks) izlenen hastalarda ek tedaviler uygulanabilmektedir. Bu tedavilerin planlanmasında cerrah ana rolü üstlenmeli ve hastayı diğer ilgili kliniklere sevk etmelidir.