Prostat Kanseri nedir ?
Prostat kanseri açıklanırken, öncelikle prostat bezinin ne olduğundan bahsetmek gerekir. Prostat, idrar kesesinin hemen altında, makat (rektum) bölgesinin hemen önünde bulunan, idrar kesesinin çıkışını çepeçevre saran bir salgı bezidir. Prostat bezi sadece erkeklerde bulunur ve bu bezin içinden hem idrar yolu hem de meni yolu geçmektedir. Başlıca görevi spermleri koruyan sıvıyı üretmek ve spermleri bu sıvı içinde sağlıklı bir şekilde saklamaktır. Ejakulasyon (boşalma) sırasında semenin dışarı atılmasını sağlayan düz kaslar bulundurur.
Sağlıklı bir prostat yaklaşık bir ceviz büyüklüğündedir ve 15-25 ml hacmindedir. Erkeklerde yaş ilerledikçe özellikle 40’lı yaşlardan itibaren prostat bezi büyüme göstermektedir. İyi huylu prostat, boyutu artan prostat bezi anlamında kullanılır.
Prostat kanseri ise bu salgı yapan hücrelerin anormal gelişimi ile ortaya çıkan prostat bezinin tümörüdür. Kanserli hücreler öncelikle kontrolsüz büyüme göstererek prostat içine ardından prostatı çevreleyen kapsüle uzanır ve kapsülü delerek prostat dışına doğru yayılır. Prostat kanseri, erken evrede yakalandığında tedavi başarısı yüksek kanser türleri arasında yer almaktadır. Genellikle iyi huylu prostat bezi büyümesinden farklı olarak prostatın merkezinden değil, kapsüle yakın, merkezden uzak bölgesinden kaynaklandığı için başlangıç evresinde belirti vermeyen bir kanserdir. Bu nedenle 50 yaşından itibaren her erkeğin yıllık prostat muayenesini, kan tahlillerini, PSA(Prostat Spesifik Antijen) testini mutlaka yaptırması gerekmektedir. Erken dönemde tanı konulamadığı takdirde prostat kanseri yakın organlara lenf sistemine ve kan damarları yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılabilmektedir. En sık yayılım yeri ise çevresindeki lenf düğümleri ve kemiklerdir. Genellikle yavaş seyirli bir tümör olmasına rağmen, oldukça agresif karakter göstererek kemik, akciğer, karaciğer ve diğer organlara da yayılabilir.
Prostat Kanseri Sebepleri ve Risk Faktörleri nelerdir ?
Prostat kanseri için bilinen çeşitli risk faktörleri vardır ki bunlardan en önemli risk faktörleri yaş ve aile hikayesidir. Prostat kanserine neyin sebep olduğu tam olarak bilinmemektedir. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi hücre düzeyinde genetik kusurlarla birlikte olumsuz çevre koşullarının, bu hastalığın meydana gelmesinde rol aldığı düşünülmektedir.
Prostat kanseri gelişimine neden olduğu düşünülen ve kabul görmüş risk faktörleri şöyle sıralanabilir;
• Ailede prostat kanseri varlığı
Prostat kanserlerinin %9’u kalıtsal olup, prostat kanseri olanların %15’inde hastalık birinci derece erkek akrabalarından geçmektedir.
• Yaş
Prostat kanseri riski yaşla birlikte artar. 40 yaşın altındaki erkeklerde nadir görülen prostat kanserine, 65 yaşın üzerindeki erkeklerde sıkça rastlanır. Yaşamları boyunca ortalama her 6 erkekten 1’ine prostat kanserine yakalanmaktadır
• Genetik Olmayan (Çevresel) Faktörler
• Irk Faktörü
Prostat kanserinde ırk faktörü de önemlidir. En çok siyahi erkeklerde görülen prostat kanseri, daha sonra beyaz erkeklerde görülür. Nadir olarak da Asya/ Pasifik adalarında yaşayan erkeklerde de görülür.
Prostat Kanserinde Teşhis ve Evrelendirme
Prostat kanserinde de diğer kanserlerde olduğu gibi erken teşhis ile yaşam kaybı oranları azaltılabilir. Erken teşhisin sağladığı bir diğer fayda ise prostat kanseri tedavisine bağlı yan etkilerin minimum düzeyde kalmasıdır. Prostat kanseri çok ileri evrelerin dışında nadiren bir belirtiye yol açar ve prostat kanserli hastaların büyük çoğunluğunda hiç bir belirti görülmemektedir. Bu nedenle şikayet olmasa bile düzenli doktor kontrollerinin erken teşhis ve tedavi başarısında önemi büyüktür
Genel olarak PSA taramasına 50 yaş üzerinde başlanmalıdır. 50 yaş üzeri erkeklerde erken teşhis için yılda bir kez Dijital Rektal Muayene (DRM) yapılmalı ve Prostat Spesifik Antijen (PSA) bakılmalıdır. Ailede prostat kanseri öyküsü olanlarda ise 45 yaşından itibaren yıllık taramaya başlanmalıdır.
Belirtileri nelerdir?
Prostat kanserinin belirtileri, hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu bakımdan sinsi karaktere sahip bir hastalıktır. Özellikle erken dönemlerde hiç belirti ve şikayet görülmeyebilir. Prostat kanseri belirtileri ortaya çıktığında, hasta tedavi şansını kaybedebilir, bu nedenle düzenli doktor kontrolleri önemlidir.
Prostat kanseri belirtileri şöyle sıralanabilir;
• İdrar yapma güçlüğü
• İdrar akışında kuvvet azalması
• Menide ya da idrarda kan görülmesi
• Boşalma esnasında ağrı
• Kasık bölgesinde rahatsızlık hissi
• Kemik ağrıları
• Sertleşme bozukluğu
Tanı
PSA değeri yüksek (> 4 ng/ml) ve/veya parmakla rektal muayenede sertlik
saptanan hastalarda hastanın klinik parametrelerine göre prostat biyopsi işlemi yapılmalıdır. Bu işlem öncesi belli klinik parametrelere göre multiparametrik MR görüntüleme yapılması gündeme gelebilir. Standart biyopsi ile 12 odaktan prostat biyopsisi alınır. MR görüntüleme ile saptanan hedeflerden de ek biyopsilerde alınır. Yapılan biyopsi işlemi sonrası Prostat kanseri teşhisi konulan hastalarda yapılması gereken bir risk sınıflandırmasıdır. Risk sınıflandırmasında kullanılan parametreler;
– PSA değeri
– Patoloji Gleason skoru (6 ila 10 arasında bir değer, kanserin skor arttıkça daha riskli olarak değerlendirilmektedir)
– Klinik evre (Muayene ve MR görüntülemeye göre)
– Biyopsi odak sayısı
– Biyopsi tümör yüzdesi
Orta ve yüksek risk grubunda bulunan hastalarda evrelendirme için ek görüntülemeler yapılmalıdır. Batın bilgisayarlı tomografisi ve kemik sintigrafisi en sık kullanılan görüntülemelerdir. Günümüzde Ga 68 PSMA PET/BT daha sık olarak kullanıma girmektedir
Prostat Kanseri Evreleri
Prostat kanseri farklı evrelere sahip bir hastalıktır. Tümör prostatta sınırlı kalmış ve yayılma olmamışsa lokalize prostat kanseri olarak adlandırılmaktadır. Lokal ileri prostat kanserinde tümör dokusu meni keseleri, mesane boynu veya etrafındaki lenf düğümleri gibi dokulara yayılma olmaktadır. Uzak lenf bezlerine veya diğer organlara tümör yayılımı varsa bu durum metastatik hastalık olarak ifade edilmektedir.
Prostat kanserinin evrelerinin doğru tespit edilmesi uygulanacak tedavinin de içeriğini ve yöntemini belirler. Evrelendirme sistemiyle kanserin ne kadar yayıldığı derecelendirilmektedir.
Evre 1 Tümör sadece prostat içerisindedir. Bazen rektal muayenede hissedilemeyecek kadar küçük hacimli olabilir. Tanı PSA yüksekliği nedeniyle alınan biyopside yada idrar yolu tıkanıklığını açmaya yönelik yapılan TUR-P operasyonu sırasında konur.
Evre 2 Bu evrede de tümör, prostat içerisindedir. Ancak parmakla muayenede belirgin olarak hissedilebilir ya da tümör derecesi yüksek olabilir.
Evre 3 Prostat kanseri prostat dışına taşmıştır. Genellikle meni keselerine yayılmıştır. Ancak kemik ve lenf bezlerine yayılmamıştır.
Evre 4 Metastatik aşama, prostat kanseri mesaneye, rektuma (makat) ya da çevredeki dokulara yada kemik, akciğer, karaciğer gibi uzak organlara yayılmıştır.
PSA değeri 5,6 ng/ml olan ve daha önce yapılan biyopsilerde kanser saptanamamış olan hastanın multiparametrik MRI görüntüsü, odaktan biyopsi alınarak hastaya klinik anlamlı prostat kanseri tanısı kondu ve Robotik Radikal Prostatektomi işlemi gerçekleştirildi.
PSA değeri 58 ng/ml olup Prostat kanseri tanısı alan hastaya evrelendirme için Ga 68 PSMA PET çekilmiştirç Hastada prostatın yaygın tutulumu izlenmektedir ancak başka bir odakta tutulum görülmemektedir. Ancak yüksek riskli hastalarda başka bir odak bulunmasa da pelvik lenf nodları mutlaka çıkarılmalıdır. Hastaya kliniğimizde Robotik Radikal Prostatektomi + Bilateral Pelvik Lenf Nodu Disseksiyonu operasyonu gerçekleştirilmiştir.

PSA değeri 11 ng/ml olup parmakla yapılan prostat muayenesinde sertlik saptanan ve prostat kanseri tanısı konan hastaya evrelendirme için Ga 68 PSMA PET/BT çekildi. Hastanın prostatındaki kanser net olarak görüldüğü gibi her iki pelvik lenf nodlarında tutulum saptanmıştır. Bu hastalarda görülen tüm odaklar çıkarılmalıdır. Hastaya Robotik Radikal Prostatektomi + Bilateral Pelvik Lenf Nodu Eksizyonu gerçekleştirilmiştir.
Prostat Kanserinde Tedavi Yöntemleri
Prostat kanseri tedavisinde kanserin evresi, nasıl seyrettiği, hastanın yaşı ve genel sağlık durumuna bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri tercih edilebilmektedir.
Aktif İzlem: Eğer prostat kanseri erken bir evrede ve klinik olarak önem taşımıyorsa hemen tedavi yerine takip önerilebilir. Herhangi bir müdahalede bulunulmaz, ancak bu dönemde kişinin doktor kontrollerini aksatmaması gerekir. Hekim tarafından düzenli muayene, PSA testleri ve belirli aralıklarla prostat biyopsisi uygulanır. Zaman içerisinde biyopsi bulgularında ve PSA ölçümlerinde değişiklik olması halinde hastalar tedaviye yönlendirilebilir.
Cerrahi Tedavi: Erken evre prostat kanserinde en yaygın ve etkili tedavi yöntemlerindendir. Robotik, Laparoskopik ve Açık cerrahi yöntemler mevcut olup her bir cerrahi yöntem hastaya göre tercih edilmelidir. Cerrahi yaklaşımda amaç prostatın tamamının alınmasıdır. Özellikle prostat bezine sınırlı olduğu düşünülen tümörlerde beklenen yaşam süresi 10 yılın üzerinde ise uygulanır. Uygun vakalarda prostat çevresinde bulunan ve peniste sertleşmeye yardımcı olan sinirler korunabilir. Fakat son yıllarda yapılan çalışmalarda organ dışına yayılmış, fakat uzak bölgelere yayılmamış prostat kanserlerinin tedavisine cerrahi tedavi ile başlamanın başarılı sonuçlar verebileceği ortaya konmuştur. Fakat bu grup hastalarda prostat bezinin tamamen çıkartılması tek başına yeterli değil iken beraberinde genişletilmiş bir şekilde lenf bezlerinin de çıkartılması gerekmektedir. Yine bu hastalarda ameliyat sonrası ek tedaviler gerekebilmektedir.
Açık yöntemde göbek altından yapılan bir kesi ile ameliyat gerçekleştirilirken, Robot yardımı ile yapılan cerrahi yöntemde yaklaşık 1 cm’lik kesilerlerle karın içerisine yerleştirilen robot kolları ile ameliyat kapalı bir şekilde gerçekleştirilir. Robotik cerrahi ile hastalarda daha az kan kaybı, daha küçük kesi ve daha az oranda ağrı sağlanmaktadır. Özellikle daha iyi görüntüleme ile sinir koruma işlemi daha kolay olsa da bilimsel anlamda bu yönden açık cerrahiden üstün bulunmamıştır.
Robotik ünite görüntü kulesi, cerrah konsolu ve robot kollarını taşıyan ünitelerden oluşur. Hastaya genel anestezi uygulandıktan sonra hastaya cerraha göre değişmek üzere 5-6 trokar girişi gerçekleştirilir. Robot kolları bu trokarlara bağlanır ve cerrah konsoldan bu işlemi gerçekleştirir. Ameliyat masasında bir asistan ve hemşire cerraha yardımcı olmak üzere bulunmaktadır.

Hastaya trokarların yerleştirilmesi robotik cerrahinin ilk aşamasıdır.


Robotik kollar hastaya yerleştirilmiş olan trokarlara yerleştirilir.


Robotik görüntüleme kulesinin görünümü
Ameliyat sonrası penisteki sertleşme sorunu için erken dönemde ilaç tedavileri başlanabilir veya ilerleyen dönemlerde cerrahi yöntemler uygulanabilir.
Radyasyon Tedavisi: Prostat bezindeki kanserli hücreleri öldürmeyi hedefler. Prostat kanserinin değişik evrelerinde farklı amaçlarla uygulanabilir.
Erken evrede prostat ışın tedavisi (radyoterapi) cerrahi tedavi yerine uygun hastalarda önemli bir tedavi seçeneğidir. Özellikle hastanın ameliyat olması risk teşkil ediyorsa, ameliyat sonrası o bölgede kalmış kanser hücrelerini yok etmek için veya prostat dışında kemik ve çevre organlara yayılmış ise radyoterapi uygulanabilir. Radyasyon tedavisi peniste sertleşme sorunu, ishal, karın ağrıları, makatta rahatsızlık ve idrar yapmakta zorluklar gibi yan etkilere neden olabilir,
Hormon Tedavisi: Prostat kanseri hücreleri büyümek için erkeklik hormonuna (testesteron) gereksinim duyar. Bu nedenle vücuttaki erkeklik hormonu seviyesinin düşürülmesi ileri evre prostat kanseri tedavisinde önemli bir yer tutar. Androjen Baskılama Tedavisi olarak da bilinen hormon tedavisi; lokal ileri evre yada metastatik (yayılmış) prostat kanserinin tedavisinde kullanılır. Bu tedavi yöntemi farklı şekillerde uygulanabilir ameliyatla testislerin alınması yöntemine ‘’orşiektomi’’ denir ve erkeklik hormonu kaynağı kalıcı olarak ortadan kaldırılır. Aylık yada 3 aylık aralıklarla uygulanan iğne tedavisi ise başka bir tedavi yöntemidir. Bu ilaçlarla testislerin erkeklik hormonu üretmesi engellenir.
Hastalık tekrarlamışsa ve prostat bezinin dışına yayılmışsa, cerrahi müdahale yapılamayacak ölçüde ilerlemişse; prostat kanserine neden olan androjen hormonunu baskılamak için bu tedavilere başvurulur.
Bu tedaviler; kolesterol yüksekliği, yağ kitlesinde artış, meme başında hassasiyet, cinsel istek kaybı, sertleşme problemleri ve ilerleyen zamanlarda kemik erimesine sebep olabilirler.
Kemoterapi: Prostat kanseri prostat bezinin dışına yayıldığında ve hormon tedavisi sonuç vermediğinde kemoterapi tedavisine başvurulur.
Yeni Nesil İlaçlar: Günümüzde Prostat kanserinin tedavisi devamlı bir gelişim göstermektedir. Özellikle ileri evre prostat kanserinde medikal tedavi seçenekleri giderek artmaktadır. Bu nedenle ileri evre prostat kanserinde medikal onkoloji rolü çok önemlidir
Cerrahi Tedavi sonrası nükslere (tekrarlamalara) yaklaşım nasıl olmalı ?
Radikal Prostatektomi prostat kanseri hastalarında yıllardır başarı ile uygulanan bir cerrahi yöntemdir. Ancak unutulmaması gereken bu cerrahiyi geçiren hastaların 10 yıl içinde %30-40 oranında PSA artışı veya klinik nüksler ile karşımıza çıkacağıdır. Bu nedenle uzun sureli takipler çok önemli bir yer tutmaktadır. Burada iki türlü yaklaşım ön plana çıkmaktadır.
– Nüks ihtimali yüksek hastaların adjuvant (güçlendirici) tedavi almaları
– Hastaların erken nüks döneminde yakalanıp tedavi edilmeleri
Cerrahi sonrası PSA artışı olan hastalar mutlaka Ga 68 PSMA PET/BT ile değerlendirilip sonucuna gore ek tedavi almak durumundadırlar.
Bunlar;
– PSA artışı olup görüntüleme yöntemlerinde herhangi bir odak saptanamayan hastalar cerrahi sahaya salvaj (kurtarma) radyoterapisi için adaydır
– PSA artışı olup görüntüleme yöntemlerinde odaklar saptanan hastalar hedefe yönelik tedaviler (cerrahi veya radyoterapi) için uygun grubu oluşturur
– Ciddi PSA artışı olan ve semptomatik olan hastalarda hormonal tedaviler bir seçenek olarak sunulabilir.

Dış merkezde Robotik Radikal Prostatektomi ameliyatı yapılan hastamızın operasyon sonrası 1.yıl takiplerinde PSA artışı saptanması üzerine çekilen Ga 68 PSMA PET/BT görüntülerinde retroperitoneal (karın içi) lenf nodlarında tutulum saptandı. Hastaya Salvaj (Kurtarıcı) Lenfadenektomi yapılarak tutulan lenf nodulü dahil 41 lenf nodu daha çıkarıldı.


4 yıl önce kliniğimizde Açık Radikal Prostatektomi yapılan hastamızda PSA artışı saptanması üzerine çekilen Ga 68 PSMA PET/BT görüntülerinde üretra çevresinde nüks odaklar izlenmiştir. Hastaya Salvaj(Kurtarıcı) Radyoterapi planlanmış ve uygulanmıştır.
Tedavi sonrası takip nasıl olmalı ?
Prostat kanseri tedavisi sonrası yapılacak olan takip uygulanacak tedavi yöntemine gore değişiklik göstermektedir. Takipte esas olan PSA belirtecinin 3ila 6 ayda bir tekrarlanması üzerine kurulmaktadır. Uygulanan cerrahi ve radyoterapi sonrası beklenen PSA değerinin 0`lı değerler düzeyine inmesidir. PSA düzeylerinde artış olması halinde görüntüleme yöntemleri v eek tedaviler gündeme gelebilir.
Son yıllara kadar PSA artışı olması halinde uygulanacak duyarlı bir görüntüleme yöntemine sahip değildik. Günümüzde görüntüleme yöntemlerinin gelişimi ile birlikte PSA artışı olan hastalarda etkili görüntülemeler yapılabilmektedir. Özellikle MR görüntüleme ve Ga 68 PSMA PET/BT/MR ile tedavi sonrası PSA artışı olan hastalarda odaklar saptanabilmekte ve saptanan hedeflere yönelik tedavi seçenekleri uygulanabilmektedir.
Detaylı bilgi ve randevu için tıklayınız