Böbreklerin fonksiyonu nedir ?
Vücudun en önemli organlarından olan böbrekler 2 adet fasülye şeklinde karnımızın arka kısmında bulunan, kanı süzüp idrar üreten organlardır. Kan basıncının düzenlenmesi, kan hücrelerinin yapımı, kandaki ürik asit, kreatinin ve üre gibi metabolizma artıklarının vücuttan idrar yolu ile atımını gibi bir çok önemli görevi üstlenirler. Ayrıca vücuttaki tuz, potasyum, magnezyum gibi mineraller ile glikoz, protein ve su gibi elzem vücut bileşenlerinin dengeli olarak vücut dokularına dağılımına yardımcı olur. Kanser kavramı, vücuttaki bir hücrenin normal fonksiyonları dışına çıkarak kontrolsüz şekilde çoğalması ve diğer dokulara, organlara yayılabilen yapıların genel adıdır. Böbrek kanseri de böbrek içerisinde hasara neden olabilir, ve boyutları arttıkça etrafında yer alan organlara (lenf bezleri, karaciğer), sonrasında da diğer kanserlerde olduğu gibi uzak organlara (kemik, beyin) yayılabilir.
Böbrek Kanseri (Tümörü) Nedir ?
Böbrek kanseri, böbreğin idrar üreten ve parankim denilen dış kısmından
kaynaklanan kanserler ile ve idrarın toplandığı havuzcuk kısmında oluşan kanserler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu iki ayrı kısımdan kaynaklan kanserlerin tedavisi ve sebepleri farklılıklar gösterir. Burada bahsedilen böbrek parankimi olarak adlandırılan böbreğin dış kısmından kaynaklanan kanserlerdir. Böbrek kanserlerinin en büyük kısmını oluşturan bu kanserler üroloji alanında Renal Cell Carcinoma (Renal hücreli karsinom) kelimelerinin baş harflerinin kısaltması olan “RCC” (Renal Cell Carcinoma) olarak isimlendirilmektedir.
Böbrek kanserleri tüm dünyada tanı konulan kanserlerin yaklaşık % 2-3’ünü oluşturmaktadır. Bu kanser grubu erken tanı ile olumlu sağkalım oranlarına sahip olup erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık olarak izlenmektedir. Çoğu insana ortalama 60-70 yaş arasında teşhis konulsa da günümüzde ultrason ve tomografi gibi görüntüleme teknolojilerindeki gelişmeler ve daha sık kullanımları nedeniyle daha genç yaşlarda görülebilmekte ve daha erken dönemde tanı konulabilmektedir.
BÖBREK KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR ?
Böbrek kanseri, genellikle ileri evrelere gelene kadar herhangi bir belirti göstermezler. Genellikle geç dönemde ortaya çıkan bu belirtiler sıklıkla;
• karında kitle,
• idrarda kanama,
• kilo kaybı’dır.
Günümüzde hastaların % 50’den fazlası başka şikâyetler ile bir sağlık kuruluşuna başvuran ve tesadüfen böbreğinde tümör saptanıp üroloji birimine yönlendirilen hastalardır. Son yıllarda görüntüleme tetkiklerindeki gelişme sayesinde erken evrelerde ve şikayet oluşturmadan da tanı konulmaya başlanmıştır.
Böbrek tümörü son derece agresif seyredebilir ve hızla tedavisi yapılması gereken bir hastalıktır, ne yazık ki günümüzde böbrek kanseri tanısı konan hastaların % 30’u (1/3’ü) tanı konduğu anda metastatik hastalık (uzak organlara yayılmış) olarak karşımıza çıkmaktadır.
Daha öncede bahsedildiği gibi günümüzde böbrekteki kanser boyutu henüz küçükken teşhis edildiği için genellikle belirti vermezler; ancak böbrekteki kitleden üretilen bazı hormonlar kana pompalanır ve kan dolaşımına katıldıklarında, bu maddeler bazı belirtilere neden olmaktadır, bu belirtilere “Paraneoplastik Sendrom” denilmektedir.
Bu belirtilerden en önemlileri şunlardır:
• Tansiyon yükselmesi (hipertansiyon)
• Sebepsiz ateş
• Kilo kaybı (zayıflama)
• İzah edilemiyen kansızlık (anemi)
• Kanda sedimentasyon isimli değerin yükselmesi
• Kanda karaciğer testlerinin bozuk çıkması
Kemik ağrısı veya inatçı öksürük, kansızlık da kanserin vücudun başka yerlerine de yayıldığının belirtisi olabilir.
BÖBREK KANSERİ İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR ?
Böbrek kanserinin sebeplerini saptamak genellikle zordur. Böbrek kanseri oluşumunun nedenleri tam olarak bilinmese de yapılan çalışmalarda bazı risk faktörleri tanımlanmıştır.
Sigara kullanımı bilinen en önemli risk faktörüdür.
Obezite de bilinen önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır. Böbrek fonksiyonlarında bozukluklara yol açan vücudun aşırı yağlanması, böbrek kanserine yakalanma riskini artırır.
Hipertansiyon bir diğer önemli risk faktörüdür.
Ayrıca birinci derece akrabasında böbrek kanseri olanlar, kronik böbrek yetmezliği hastalığı olup hemodiyalize giren hastalarda da risk artmaktadır.
Böbrek kanseri riski ile ilişkili bir takım diğer faktörler arasında da beslenme alışkanlıkları özellikle yağdan zengin, meyve ve sebzeden fakir beslenme, spesifik karsinojenlere (metal, çelik, kurşun, petrol ve gemi sanayi vs.) mesleki maruziyet, , uzun süre ilaç kullanımı (özellikle ağrı kesiciler) da bulunmaktadır
Bazı yaşam tarzı değişiklikleri, en önemlisi sigaranın bırakılması, sağlıklı kilonun korunması böbrek kanseri gelişme riskini azaltabilmektedir.
BÖBREK KANSERİ (TÜMÖRÜ) TANISI NASIL KONUR ?
Genellikle başka şikayetler ile başka branşlara başvurmuş hastalarda yapılan; Ultrasonografi, BT (Bilgisyarlı Tomografi) yada MR ile tanı konur. Bazı durumlarda tümörün özel karakterlerinin daha fazla belirlenmesi için biyopsi alınabilmektedir.
BT veya MR ile tümörün boyutu, lokal venlere, lenf bezlerine veya çevre dokulara yayılıp yayılmadığını saptanır. Bu ek tedavi gereksinimleri açısından önemlidir. Yapılan bu radyolojk görüntüleme yöntemleri ile hastalığın evresi de tanımlanabilir.
Böbrek kanserleri içerisinde kanser davranışı (yayılım, ilerleme, tedaviye direnç vs.) farklılık gösteren çeşitli alt tipler bulunmaktadır. Biyopsi veya ameliyat sonrası patolojik olarak alt tiplerin belirlenmesi için tümör dokusunu incelenir. Bu patolojik inceleme sonrası kanserin tiplendirmesi yapılarak, evresi, alt grubu ve buna göre agresiflik düzeyi belirlenir.
Sol böbrekte sol renal vene (toplar damar) uzanan bir tümör, hastanın patolojisi şeffaf hücreli renal hücreli kanser olarak raporlandı.
Sağ böbrek üst kutupta böbrek tümörü, hastaya robotik parsiyel nefrektomi (böbrek koruyucu) işlemi gerçekleştirildi. Patoloji raporu papiller tip renal hücreli kanser olarak raporlandı.
BÖBREK KANSERİ (TÜMÖRÜ) TEDAVİSİ
BÖBREK KANSERİ (TÜMÖRÜ) TEDAVİSİ
Lokalize (Sınırlı) Böbrek Kanseri
Lokalize böbrek kanseri tanısı konulduktan sonra tedavide en iyi yöntem tümörü cerrahi olarak çıkartmaktır. Bu cerrahi tedavi parsiyel nefrektomi veya radikal nefrektomi adı verilen yöntem ile yapılır. Her iki yöntemde açık veya laparoskopik yolla ya da robotik cerrahi yoluyla da gerçekleştirilebilir.
Parsiyel (Kısmi) Nefrektomi denilen cerrahi yöntemde sadece tümörlü bölge çıkartılmaktadır. Böbreğin geride kalan tümörsüz bölümüne dokunulmaz. Amaç kanser tarafından etkilenen böbrek bölümünü çıkarmak ve geride mümkün olabildiği kadar sağlam böbrek dokusu bırakmaktır. Bu yöntem ile kalan sağlam böbrek dokusu sayesinde, böbrek çalışmaya devam eder. Burada önemli nokta çalışan iki böbrek sahibi olmanın faydası, cerrahi sonrası böbrek fonksiyonlarına ve hastanın sağlığına katkıda bulunacağıdır. Bu cerrahi tedavi şeklinde, böbrekte fonksiyonel bir kısım bırakmak mümkünse önerilmektedir.
6 cm boyutunda bir parsiyel nefrektomi materyali
Parsiyel Nefrektomi daha çok < 7cm tümörlerde uygulansa da boyuttan bağımsız olarak cerrahın tecrübesine daha büyük tümörlere de uygulanabilir. Bu hastada 16 cm boyutundaki böbrek tümörüne Açık Parsiyel Nefrektomi işlemi gerçekleştirildi
Radikal (Tam) Nefrektomi ise kanser dokusu ile birlikte böbreğin tamamının cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Bu tedavi yöntemi lokalize böbrek kanseri için sık tercih edilen cerrahi tedavi yöntemdir. Amaç böbreğin tamamı ile birlikte etrafındaki yağ dokusunu çıkarmaktır. Kanser tarafından etkilenen böbrek kısmı çıkartılamayacak kadar büyük ve geride sağlam fonksiyonel bir böbrek dokusu bırakmak mümkün değilse bu cerrahi tedavi seçeneği uygulanır. Tek böbrekli kalındığı için ilerleyen yıllarda kronik böbrek yetmezliği riski açısından dikkat edilmelidir. Fakat genellikle tek fonksiyonel bir böbrek ile yeterli sıvı alımı ile ciddi sorunlar ortaya çıkmadan yaşam idame ettirilebilir.
Hem parsiyel(kısmi) nefrektomi hem de radikal(tam) nefrektomi cerrahi tedavileri açık veya kapalı (robotik ve laparoskopik) yöntemle uygulanabilmektedir
Ameliyat sonrası 3-6 gün içerisinde genellikle taburculuk yapılabilmektedir. Özellikle kapalı yönteme göre açık cerrahi sonrası ameliyat yerinde 1-2 hafta ağrılar olabilir. Yine ameliyat sonrası düzenli takiplere devam edilmelidir ve günlük en az 2-3 litre su tüketilmelidir.

17 cm boyutunda bir böbrek tümörüne uygulanan Radikal Nefrektomi işlemi sonrası çıkarılan spesimen
Laparoskopik yada Robotik Cerrahi
Laparoskopik veya robotik cerrahi açık cerrahiye göre daha küçük kesi ile yapılan bir tekniklerdir. Hasta genel anestezi ile uyutulduktan sonra, karın içerisine 3-4 adet yakalşık 1 cm büyüklüğünde kesi yapılarak ameliyatta kullanılacak aletlerin geçişi için trokar adı verilen tüpler yerleştirilir.
Robotik cerrahi, laparoskopik cerrahi ile teknik olarak aynı prensiplere dayanmaktadır. Robot kolları hasta yanında, cerrah bir konsol yardımı ile, hastaya yerleştirilen laporoskopi benzeri cerrahi aletleri kullanarak kontrol edebilmekte ve ameliyatı gerçekleştirmektedir. Robotik sistemin avantajı cerraha ameliyat sırasında, laporoskopiye göre daha geniş ve üç boyutlu görüntü sunmasıdır. Ayrıca kamera robot tarafından kontrol edildiği için titremesiz net bir görüntü sağlanır. Yine robotik aletlerin kullanımında daha fazla hareket imkanı sağlanabilmektedir.
Laparoskopik ve robotik cerrahi ile açık cerrahiye göre daha hızlı düzelme sağlanır. Ayrıca yara yeri ağrısı ve kanama daha az görülür. Robotik cerrahi de bilinmesi gereken önemli bir durum da kullanılan ekipmanın maliyetli olmasıdır. Teknik olarak cerrahın bu tür cerrahi işlemlerde tecrübeli olması gerekmektedir. Uygun hastalarda açık ve laparoskopik cerrahi ile benzer etkinliğe sahiptir.
Bunun dışında ileri yaş yada genel tıbbi yada sağlık durumlardan dolayı cerrahi tedavi uygulanamayan hastalarda aktif izlem, radyofrekans ablasyon veya kriyoterapi gibi (tümörlü dokunun ısıtalarak yada dondurulma yöntemi ile öldürülmesi) takip ve tedavi yöntemleri önerilebilmektedir. Her işlemin kendine özgü avantaj ve dezavantajları vardır.
Günümüzde birçok yaşlı ve cerrahi açıdan riskli hastaya böbrek tümörü tanısı konmaktadır. Bu hastalarda tümör boyutu <4cm ise aktif izlem makul bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Genelde tanı anında bu tip kitlelerde hastaların aktif şikayeti olmamaktadır ve bu kitlelerin %20’ye yakını iyi huylu olabilmektedir. Takip öncesinde genellikle tümörden iğne ile parça alınır(biyopsi) ve tümör belirli aralıklarla yapılan görüntüleme yöntemleriyle izlenir. Aktif izlem takiplerinde düzenli olarak radyolojik yöntemlerle kanserli dokunun takibi ve kontrolü gereklidir. Kanserli dokuda büyüme yada yayılma riski görülmesi halinde yukarıda anlatılan cerrahi tedavi ya da ablasyon denilen tedavi yöntemi uygulanabilir.
Ablasyon tedavisi ise radyofrekans ablasyon (RFA) veya kriyoterapi denilen yöntemlerle yapılır. Bu işlemlerde amaç kanserli dokunun ısıtılarak (RFA) veya dondularak (kriyoterapi) tümör hücrelerinin öldürülmesidir. Her iki teknikte ciltten böbrek kanser hücrelerine, ultrason veya bilgisayarlı tomografi eşliğinde iğneler yerleştirilerek uygulanmaktadır.
Lokal ileri Böbrek Kanseri
Lokal ileri böbrek kanserlerinde en yaygın tedavi, yine yukarıda anlatılan yöntemlerle tümör içeren böbrek dokusunun cerrahi olarak çıkarılmasıdır.
Lokal ileri böbrek kanserleri, radikal nefrektomi olarak adlandırılan ameliyat ile tedavi edilebilir. Bu ameliyat ile tümör içeren böbrek dokusu ve etrafındaki çevre dokular ile birlikte çıkarılır.
Ayrıca bu hastalarda alternatif tedavi yöntemi olarak özellikle kansere bağlı kanama ve ağrı gibi belirtiler varsa embolizasyon (kan akımının durdurulması) önerilebilir. Bu tedavi yalnızca cerrahinin uygun olmadığı veya yüksek riskli olduğu durumlarda hastalara önerilir. Bu tedavi esnasında kasık bölgesinden küçük bir kateter ile böbreğin etrafındaki damarlara ulaşılır ve damarlarda tıkanma sağlanarak kan akımı durdurulur, kanserli dokusunun yayılmasının önlenmesi ve hatta küçülebilmesi hedeflenir.
Metastaik (Yayılmış) Böbrek Kanseri
Böbrek kanseri diğer iç organlara (akciğer, karaciğer vb.) veya uzak lenf bezlerine yayılım (metastaz) yapabilmektedir, bu durum metastatik böbrek kanseri olarak adlandırılır. Bu durumda hedefe yönelik tedavi olarak da adlandırılan ilaç yoluyla kanserli dokunun yayılması ve ilerlemesini durdurmak amaçlanır. Bu tedaviye ek olarak ayrıca hastalara ameliyatla kanserli böbrek dokusunun çıkarılması (sitoredüktif nefrektomi) önerilebilir. Çünkü yapılan çalışmalarda ameliyat yapılan hastaların yapılmayan diğer hastalara oranla daha uzun yaşam süresi ve yaşam kalitelerinin arttığı gösterilmiştir.
Yine bazı durumlarda nadir olarak kullanılan bir başka tedavi seçeneği de immunoterapidir. İmmunoterapi vücudun kanser hücreleriyle mücadele edebilmesi için bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere verilen genel isimdir.
Sitoredüktif nefrektomi:
Yayılmış(metastaik) hastalıkta böbreğin çıkarılması ameliyatına verilen isimdir. Hastalık diğer organlara yayılmış olsa da ameliyat için uygun olabilecek hastalarda yaşam süresini uzatmak ve hastanın şikayetlerini azaltmak için kanserli böbreğin çıkarılması önerilir.
Hedefe yönelik tedavi
Kanserli hücreleri besleyen ve büyümesini sağlayan yeni kan damarı oluşumunu engelleyen ve bugün için en sık tercih edilen ilaçlardır. Bu ilaçlar kanser oluşumu ve ilerlemesine neden olan etkenleri hedef almaktadır.
Sık gözlenen yan etkiler; halsizlik, kas-eklem ağrıları, bulantı-kusma, ishal, kabızlık, cinsel fonksiyon bozuklukları yine kan hücrelerinin sayısında düşme sonucu enfeksiyonlara yatkınlık, yorgunluk, burun ve diş eti kanamalarına neden olabilmektedir.
Detaylı bilgi ve randevu için tıklayınız